• Liar by Isaac Asimov
    Fırtına Anı (Durante la Tormenta) (Mirage) -2018-

The Painted Bird – 2019

Boyalı Kuş” romanı çocukluğumda evimizin kütüphanesinde gördüğüm ancak bir türlü okuyamadığım bir eserdi. Hem adı hem de yazarın ismi ilgimi çekiyordu kendisi hakkında hiçbir şey bilmememe rağmen fakat olmadı. O kapıyı aralayamamıştım. Beni kitaplarla tanıştıran ve kitap dünyasının büyülü atmosferini bana aşılayan abim Tema olmuştur. Onun sayesinde birçok dünya yazarıyla tanışmış ve yine onun tavsiyeleriyle çocukluk sonrası karakter inşamda beni ben yapacak birçok temel taşı bu kitaplardan devşirmiştim. Sağ olsun var olsun. Sizi bilmiyorum ama benim için kitap demek yaşadığım ortamdan kaçıştı. Ya sorunlarımdan kaçıp rahatlıyor ya sıkışıp kaldığım mekândan çıkıp derin bir nefes alıyor ya da hayallerini kurduğum hiçbir zaman ulaşamayacağım imkânsız dünyalarda dolaşıp zevkten zevke koşuyordum. Belli bir zamandan sonra okumayı nerdeyse tamamıyla bıraktım diyebilirim. Sinema beni daha çok etkiliyor ve daha tatmin ediyordu. O yüzden kitaplara zaman ayırmayı bıraktım ve sinemaya teslim oldum. Neyse, gelelim bizim filme; nasıl atladıysam 2019 yapımı “The Painted Bird” meğer benim çocukluğumda okuyamadığım Jerzy Kosinski’nin “Boyalı Kuş” romanından adapteymiş. Tabii ki zaman kaybetmeden izledim ve çok etkilendim. Sonra da kendi kendime dedim ki iyi ki bunu 14-15 yaşlarında okumamışım. Çünkü o zamanın beni, muhtemelen 47 yaşındaki Uğur’a göre çok az lezzet tadacak belki de sevmediği eserler arasına koyuverecekti bu değerli yapıtı. Bunu çok bilemeyiz belki ama yıllar içerisinde tekrar okuduğum kitaplar (hatta bazen farklı dillerde) ve birkaç tur yaptırdığım dizi ve filmler oldu ve bu tecrübe bana şunu bağırarak ilan etti ki her bir yaşanmışlık bizi değiştirir ve algılarımız ona göre yeniden şekillenir. Bakış açımız değiştiğinden daha önce deneyimlediğimiz bir olguyu muhtemelen hiçbir zaman aynı şekilde bir kez daha yaşayamayacağız. Bu iyi midir yoksa kötü mü çok da önemli değil aslında. Çünkü bizler her bir zaman kendimizi mutlu ya da mutsuz hissettirecek bir şeyler bulup durmada ustalaşmış değil miyiz?

Yönetmen Václav Marhoul siyah-beyaz bir anlatıyı benimseyerek mesaj kaygısını vurguluyor eserinde. Herkesin ve aslında ve her şeyin tanıdık olduğu eski bir siyah-beyaz fotoğraf gibi. Dramayı aktarırken oyuncu kadrosunda hem devleşmiş isimlere yer veriyor hem de tanınmamış yüzlere. Sinematografi ve kadraj seçimleri oldukça başarılı. Uzun bir yapım ama öyle olmak zorunda bir nevi. Çünkü bir kez daha hatırladım ki anlatmak istedikleriniz çok önemliyse bunu iki saatten aşağı sürede veremezsiniz. Burada da geçerli olmuş. Aslında filmde çocuk bir karakterin sürreal görünümlü ama bir dönemin tam da realizmini anlatan birkaç mevsimlik yolculuğu veriliyor. Bu arada çocuk imgesi sizleri yanıltmasın. Filmde sertliğe mâni olmamış o yüzden belki bazılarına uyarı yapmakta fayda var. Hem duygusal hem de fiziksel şiddet sınırsız bir şekilde kullanıldığı için hassasiyeti olanlar tercih etmemeliler. İletişim, konuşma minimalize edilerek görsel ve imgesel bir anlatıyla verilmiş. “The Painted Bird” rahatsız edici ama izlenmesi gerekli bir film olarak sinema dünyasında yerini çoktan almış. İzlemediyseniz bir an evvel şu savaş atmosferini yaşadığımız günlerde önceleyiniz.

Uğur BALCI

2018 2019 2020 Ahmet Mümtaz Taylan Baltasar Kormakur Bediüzzaman Chris Hemsworth Crime Drama Dermot Mulroney Diane Kruger Disleksi Dislexia Dizi Drama Emin Alper Enikonu Her Konu Extraction film Kenan İmirzalıoğlu Kendimce Kitap Kitap Tanıtımı Mehmet Özgür Melisa Sözen Müfit Kayacan Netflix Postmodern Romania Said Nursi Sam Hargrave Sam Sheppard Series Sessiz Oda Sinema Tema BALCI Tiyatro Turkey Türk Ugur BALCI Uğur Balcı Yalvaç Anadolu Lisesi Zerrin Tekindor zihni Zihni Açık İngilizce

Bookmark the permalink.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir