ALEF – Emin Alper Dizisi

– SPOILER İÇEREBİLİR –

Emin Alper’in ilk dizi denemesi “Alef”. Yapılan reklamlarla daha vizyona girmeden merak uyandırdı. Kenan İmirzalıoğlu, Melisa Sözen, Ahmet Mümtaz Taylan ve Müfit Kayacan gibi okkalı isimlerden oluşan oyuncu kadrosu, tuhaf alışılmamış ismi ve görsel şölen sunan kamera çekimleri ile iddialı olduğunu hissettirdi. Blutv’de başlamasının ardından klasik Türk dizileri gibi olmadığını 40 dakikalık bölümleriyle gösteriverdi. Bir kaç prolog diyebileceğimiz jenerik öncesi çekimleriyle seyircilerini mest etmeyi de başardı. Dizinin kendi adından başlayarak karakterlerin isimlerine kadar pek çok karede ağır bir sembolizm hissettirdi. -Örneğin “Settar Komiser”; “Settar” Arapçada örten veya gizleyen demektir- Her bir bölümün ardından bir sonrakinde neler olacak merakını hep diri tuttu ve 8 bölümün sonunda da makul ve ölçülü sayılabilecek bir finalle noktalandı.

Bir çok seyircinin zevkle izlediğini düşünüyorum. Ben de genelde lezzet aldım ancak bittiğinde içimde rahatsız olduğum yerler oluştu. Yani içime sinmeyen senaryo boşlukları tarzından şeyler. Aslında senaryo iddialı bir şekilde ben buradayım diyor. Tasavvuftaki sapık mezhepler orjinal ve bakir bir konu. Ancak bunu sinema diline aktarıp hedeflenen etkiyi oluşturabilmek çok kolay değil. Suç ve inanç ekseninde insanların hikayelerine konuk oluyoruz. Aşkın tonlarına hızlı bir bakış atmamıza izin veriyor; dünyevi kadın-erkek aşkından başlayıp, uhrevi basamaklarda vahdet-i vücud ve mevcud arasında gel-git yapıp en sonunda da dünyadaki hem cinsine vurulmasına kadar geçen sürecin sadece fragmanını gösteriyor. Sanırım süre sıkıntısından, bazı yerler yüzeysel, üstün körü ve biraz da eğreti duruyor. Settar’ın hikayesi ile Kemal’in hikayesi birbirine aynalık edecekken, Kemal çok sığ bir hayalet kovalayıcısı olarak kalakalmış.

Bunların ötesinde en rahatsız olduğum detay, İngiliz menşe bir komiser ve onun karışık ve temelsiz hikayesi. İngiltere’de polislik yaparken kafanıza esip Türkiye’ye gitmeye karar veriyorsunuz ve ertesi gün işe başlıyorsunuz hem de komiser olarak. Hmm. Ben almayayım, alana da mani olmayayım. Gereksiz “yurtdışı” elementleri kullanılmış. Yaşar’ın başlardaki ağırlığı ve oturaklılığı korunamamış hatta o gereksiz Londra sohbetine kadar işi düşürmüşler. Senaryodaki ilham fikir çok güzel ancak detaylarda sorunlar var.

Görsellik çok başarılı. Zaten “drone” teknolojisi en çok biz sinema severlere yaradı. Gelişen kamera teknikleri, pastel ışıkla oluşturulan sıcak atmosfer ve kıvamında oyunculuk “Alef”in en güçlü yönleri. Ahmet Mümtaz Taylan bir gömlek yukarıda Kenan İmirzalıoğlu’ndan. Kenan İmirzalıoğlu bazı sahnelerde “Deli Yürek” Yusuf’un suratındaki silinmez agresifliğini tekrarlasa da genel manada başarılı. Melisa Sözen kendini gösterecek kadar rol alamamış. Belki bir kaç yerde de duygularını gösterirken tutuk kalmış. Ama dizi genelinde ki tüm oyuncular özenle seçilmiş. Bu da “Alef”in en güçlü taraflarından.

Doğrusu “Alef” beklentimin az altında kaldı. Çok daha iyi ve karanlık yapılabilirdi. Ceset sahnelerindeki detayları bolca sergilemek yerine az ve öz, sırlı, gizemli bir anlatım tercih edilebilirdi. Eksiklerine rağmen “Alef” izlenebilir. Seyircisinde hayal kırıklığı oluşturmayacaktır. Türk sinemasının üç harflileri konu almayan gerilim çekebileceğine olan inancı da artırması adına önemli bir yapıt “Alef”. Zaten Emin Alper “Abluka” gibi ilkleri seviyor. Kendisini zevkle takip ediyorum. Lütfen daha fazla çeksin 🙂

Ahmet Mümtaz Taylan Baltasar Kormakur Dermot Mulroney Diane Kruger Dizi Emin Alper Enikonu Her Konu film Kenan İmirzalıoğlu Kendimce Kitap Tanıtımı Melisa Sözen Müfit Kayacan Sam Sheppard Series Sessiz Oda Tema BALCI Türk Ugur BALCI Uğur Balcı zihni Zihni Açık

Uğur BALCI

I n h a l e – Nefes Nefese 2010

Orjinal Başlık: Inhale
Ülke: ABD
Yıl: 2010
Katagori Drama
Yönetmen: Baltasar Kormakur
Senaryo Christian Escario , John Claflin , Walter A. Doty
Görüntü Yönetmeni Óttar Guðnason
Oyuncular: Diane Kruger , Dermot Mulroney , Vincent Pérez , Sam Shepard , Rosanna Arquette
Dağıtıcı: Pinema Film
Gösterim Tarihi 20 Kasım 2009

Baltasar Kormakur’un (101 Reykjavík) uzunca zamandan beri Amerika’da gösterime girmeyi bekleyen ilk Amerikan yapımı filmi Hollanda’da piyasaya çıktı.

Filmi etkileyici kılan en büyük özellik, konu özündeki ahlaksal ikilemi seyirciye aktarmakla kalmayıp ABD-Meksika ayrışmasına kadar uzayan ikilemlerin ustalıkla işlenmesi.

Karakter seçimindeki başarıda;  doktor, savcı, polis gibi toplum tarafından büyük oranda sorgusuz kabul gören karakter kullanımı etkili olmuş. Bunların kokuşma (corruption) ile olan ilişkileri güzel resmedilmiş.

Dozajı aşmayan aksiyon sahneleri filmin mesaj kaygısını hiç de gölgelememiş.

Filme oyunculuğu ile damgasını vuran Dermot Mulroney ‘in bazılarınca belki ‘cool’ görülebilecek o kasıntı ve donuk hali filmin içerisinde büyük oranda eritilmiş.

Sonuç olarak Hollywood’un kendisine yetenekli bir başka yönetmeni daha ekleyerek kalitesini yükselttiği kanaatindeyim. Filmin İzlandalı yönetmeninin kariyerinde güzel bir yerde duracağına inanıyorum. Bize bakan yönüyle de kesinlikle zaman kaybı olmayan bir yapım. Son zamanlarda oldukça özlediğimiz bizi bir kaç saniyeliğine dahi düşündürebilen güzel çalışmalardan bir tanesi olmuş. 

Filmden kareler icin:
 
The story follows a criminal lawyer who has to bend the rules quite a bit when he employes some dubious doctors south of the border for his daughter’s lung transplant. This is of course highly illegal and things don’t go as smoothly as he hoped it would. Doesn’t it always?
The film stars Dermot Mulroney, Diane Kruger and Sam Sheppard.

Ahmet Mümtaz Taylan Baltasar Kormakur Dermot Mulroney Diane Kruger Dizi Emin Alper Enikonu Her Konu film Kenan İmirzalıoğlu Kendimce Kitap Tanıtımı Melisa Sözen Müfit Kayacan Sam Sheppard Series Sessiz Oda Tema BALCI Türk Ugur BALCI Uğur Balcı zihni Zihni Açık